Geliştirilecek Nitelikler

Bu alanlardaki çalışma gizli yeteneklerin ve becerilerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.

•  Bağımsızlık

•  Kendinin farkında olmak

•  Kendi itilimlerine güvenmek

•  Cesaret

•  Yapıcı bencillik

• Aşırıya kaçmadan vermek

•  Kendini ruhen beslemek

Geride Bırakılacak Eğilimler

Bu eğilimlerin etkisini azaltmaya çalışmak yaşamı daha kolay ve zevkli kılmaya yardımcı olabilir.  

 •  Kendini başkalarının gözleriyle görmek

•  Güçten düşürücü yardımseverlik

•  “İyi İnsan” olma saplantısı

•  Haktanırlığa ve adalete saplantılı bağlılık

•  Dışsal uyuma bağlılık

 Kaçınılacak Tuzak

Koç Kuzey Düğümü insanının farkında olması gereken zayıf noktası onun kafasını adalete saplantılı bir biçimde takmış olma­sıdır. (“Hayatta kalmam herkesin bana adil davranmasına bağlı­dır;” bu düşünce onun sağlam bir zemine basmadığını işaret et­melidir.) Bu insan çok verici bir yapıdadır, ama onun adalet ve mutlak haktanırlık gereksinimi dipsiz bir kuyudur. O, hiçbir kar­şılık alamayacağını bilse bile, kendisine rahat gelen bir noktanın ötesinde vermeyerek kendisine karşı “adil davranmaya” başlaya­bilir.

Koç Kuzey Düğümü insanının kaçınması gereken tuzak, ideal ve kendini adamış bir partner bulmak için bitmez bir ara­yışı sürdürmektir. Onun aradığı tamlık duy­gusu yalnızca bireysel olarak kazanılabilir; o partner ne kadar harika olursa olsun, bu tamlık duygusu bir ilişkinin yan ürünü ol­mayacaktır. Sonuçta, o kendisi olabilme iznine sahip olabilmek için hiçbir zaman başkalarından yeterli onayı alamayacaktır. Bu noktada risk alıp, kendisi için anlamı olan faaliyetlerin peşine düşmelidir. İroni şu ki, bir kez bu insan kendi yönüne gittiğinde, onu destekleyecek uygun kişiler yaşamına çekilecektir.

Kuzey Ay Düğümü Koç’ta Olan Kişi Ne İster ?

Koç Kuzey Düğümü insanı aslında sevdiği bir partnerle birlikte mutluluğu, uyumu, haktanırlığı ve desteği deneyimlemek ister. Bunu elde edebilmek için onun önce kendi kendisinin partneri olması gerekir. Kendisini tanıdığında, ona sevinç veren ve ruhen daha çok besleyen şeyleri yapmaya başlar, böylece kendisini güç­lü, güvenli ve desteklenmiş hisseder. Kendisine karşı daha adil davrandıkça, aradığı denge ve adalet duygusunu hissedecektir. O, ancak o noktada iki bireyin de kendini güç kaybına uğramış hissetmeden eşit olarak paylaştıkları sağlıklı bir partnerlik kurabilir.

Yetenekler/ Meslek

Bu insan, başkalarının öğüt ve tavsiyeleri tarafından sınırlanma­dan, “kendi işini” kendi itilimlerine göre yapabilmelidir. O lider, yenilikçi ve öncüdür. Onun, kendi içgüdülerini izleyebileceği ba­ğımsızlığı sağlayan bir mesleğe ihtiyacı vardır. O, örneğin, cer­rahlık, teknisyenlik ya da girişimcilik gibi, inisiyatif ve bağımsız hareket gerektiren mesleklerde başarılı olabilir.

O, geçmiş yaşamlardan gelen ve diğer kişinin bakış açısını görebilme ve adaleti sağlamak için diplomatça tartışıp anlaşma yeteneğine sahiptir. Başarılı olmak için, doğuştan gelen bu yete­neği kullanabilir. Ancak, arabuluculuğu nihai hedef olarak gören mesleklerde, tartışıp anlaşma yeteneğini kendi bağımsız hedefle­rine ulaşmak için kullandığında olduğu kadar enerjik değildir.

İyileştirici Onaylamalar

• “Kendime güvenip itilimlerimi izlediğimde, herkes kazanır.”

•  “Başkalarını destekleyebilmek için, önce kendimi ruhen nasıl besleyebileceğimi öğrenmeliyim.”

•  “Gerçekten kendim olarak başkalarına en iyi şekilde yardım edebilirim.”

•  “Her zaman iyi olmaya gerek olmayabilir.”

•  “Kendime karşı adil olmam bana bir denge ve güç duygusu sağlar.”

Kişilik

Koç Kuzey Düğümü insanı birçok geçmiş yaşamında başkalarını desteklemiştir ve bu konuda doğal bir yeteneğe sahiptir. O, geç­miş enkarnasyonlarda ev kadını, sekreter, danışman ve yardım­cı olmuştu. O, başkalarına enerji ve destek veren “sahne arka­sındaki” kişiydi. Destek verirken tüm kimliğini, gücünü ve olumlu enerjisini aktarmış olduğundan, bu desteklediği kişileri daha büyük ve güçlü kılmıştı. Koç Kuzey Düğümü insanı “aile reisi” olarak da birçok yaşam geçirmiştir ve bu yüzden enerjisini yakın çevresinde bulunan insanlarla kaynaştırmaya alışıktır.

Başkalarını başarıyla desteklemek için, o muazzam bir farkındalık ve duyarlılık geliştirmişti. Onun araçları, diğer kişinin herhangi bir durumdan zaferle çıkmasını sağlayacak sevgi, gü­vence verme, yumuşak teşvik edici sözler ve güvendi. O, diğer ki­şiye odaklanırdı; her ne zaman partnerinin güvenden yoksun ol­duğunu ya da desteğe ihtiyaç duyduğunu görse, hemen onun yardımına koşardı bu insandan bir şey istenmesi gerekmezdi. O başkalarının gereksinimlerine karşı duyarlıdır ve kendi işini bı­rakıp onların yardımına koşar. Muazzam derecede sevecen ve cö­mert bir ruh geliştirmiştir. Vermeye, “takım oyuncusu” olmaya ve kendisini düşünmeden başkalarını desteklemeye alışmıştır.

Geçmiş yaşamlarında çok verici olmasına karşın, onun bir de gizli bir güdüsü vardı: O bir takımın parçasıydı ve eğer part­neri başarılı olursa, bu onun da yaşamını sürdürebilmesini sağ­lardı. Bu insan, partnerinin ruh halini uyumlu tutarak, partnerinin ona karşı iyi ve cömert davranmasını sağlıyordu. Böylece, tüm dikkatini partnerine verebilmek için kendi gereksinimlerine aldırış etmez olmuştu her şey partneri güçlü ve hoşnut tutma­nın çevresinde merkezlenmişti.

Geçmiş yaşamlarda bu sistem çok iyi işledi, ama bu enkarnasyon bu şekilde işlemek üzere düzenlenmemiştir. Başkalarını destekleme sürecinde, bu insan kendi kimliğini yok etti. Bu enkarnasyonda onun kaderi kendi titreşimlerinin gücüyle temasa geçmektir. İşte bu yüzden, o açıkça yardım istemeden partnerinin onun gereksinimlerini karşılayacağına güvendiği her seferinde, düş kırıklığına uğrar. Aslında bu onun yararınadır, çünkü başka birine güvenip dayanması kendi gücüyle yaşayabilme yeteneğini deneyimlemesini engeller. Böylece şimdi o başkasını güçlendir­mek için kendi kimliğini feda ettiğinde, kaybeder beklediği ödül­ler gelmez. Onun kendini yeniden keşfetmesinin zamanı gelmiştir.

Kimliksizlik

Koç Kuzey Düğümü insanı başkalarının kimliğini destekleye­rek o kadar çok enkarnasyon geçirmiştir ki, bu enkarnasyonda onun bir kimlik duygusu yoktur. Enerjisel bir düzeyde, o bir kim­lik duygusunun yalıtımından yoksundur. Bir bebek doğduğun­da, onun aurasında “kimlik” denilen bir bant vardır ve diğer düğümsel gruplardaki insanlar bu banda sahiptirler. Bu bant baş­kalarının güçlü enerji alanlarına karşı bir kalkan görevi yapar. Bu bant sayesinde, insanlar birbirlerine zarar vermeden yoğun bir biçimde ilişki ve etkileşime girebilirler.

Hatta bu insan başkalarının kimliklerini benimseme eğili­mindedir. Genellikle, başkalarıyla kısa bir süre birlikte olsa bile, onların aksanlarını kolayca kapar ve farkında olmadan onların davranış ve ifade biçimlerini taklit eder. Uyum onun için o denli önemlidir ki herkes için her şey olmaya çalışır. Başkalarına karşı açık ve kabullenir olmasının bir yan ürünü, içinde kolayca kıvılcımlanan muazzam sevgidir. Kendi kimliği zayıf olduğundan, baş­kalarıyla bir araya geldiğinde hemen bir bir’lik duygusu hisseder.

Bu enkarnasyonda, Koç Kuzey Düğümü insanı kendi kimlik duygusunu güçlendirme mücadelesiyle karşı karşıyadır. O önce­den edinilmiş bir “benlik” fikrine sahip olmadığından, kendi için­de gerçek ve doğal olanı keşfetmeye açıktır. Bu masum bir süreç­tir. Onun doğal itilimleri kimliğini onaylar ve kimliği eylemle­riyle güçlenir. Bu insanın kendisini tanımak için yalnız geçireceği çok za­mana ihtiyacı vardır. O kendisiyle konuşmak için her gün belli bir süre ayırmalıdır. Yapması gereken ilk şey, kendi başına kim olduğunu anlamaktır. Sonra başkalarıyla olan sınırlarını nasıl ko­ruyacağını öğrenebilir. Bu süreç yavaş yavaş oluşur. Kendini keşfetme işi aceleye gelmez, ama Koç Kuzey Düğümü insanı kendi­sine daha çok dikkat etmeye karar verdiğinde ilerleme kaydeder.

Sevecen Bir Ruh

Koç Kuzey Düğümü insanı, geçmiş yaşamlardan kalma muaz­zam bir sevgi birikimine sahiptir. O, ilişkileri bilir ve başkaları­na yaptığı yardımların karşılığında çok takdir ve sevgi görmüş­tür. Tüm bu sevgi ondan çevreye yayılır ve karşılaştığı hemen herkese geçer.

O başkalarının yalnızca kaba yanlarını değil, sevecen nite­liklerini de görebilir. Başkalarının gerçekte kim olduklarını algılar ve sonra bu gerçeği kutlar. Bu hal içinde kendisini tümüyle yükseklerde hisseder, çünkü diğer kişideki güzelliği, gücü, ener­jiyi, ışığı ve yaşamı tam olarak takdir etmekte ve kutlamaktadır ve bu onun kendisini çok sevecen hissetmesini sağlar! Onun bu yaşamda başarması gereken şey, aynı güzelliği kendisinde de gör­meye başlamaktır.

Bu insan, açık ve sevecen olmasına karşın, başkalarının onun alanına tecavüz etmelerine kızar. Bu durumda, “o kadar sevecen olmayan” yanı ortaya çıkmaya başlar, o zaman da suçlu­luk duyar. Oysa bu karanlık yan insanın deneyiminin bir parça­sıdır. O kendisini keşfetmekte ve enerjisinin her iki yanını bü­tünleştirmeyi öğrenmektedir. Onun sevecen enerjisi hepimizin başına gelen kişilik ve ruh hali değişimlerinin arka perdesi hali­ne gelir. Onun başarması gereken şey, kendi içinde merkezlen­miş kalabilmektir.

Koç Kuzey Düğümü insanının vermek isteme güdüsü doğ­rudur, ama kendisini tükenmiş hissettiği zaman verici olmaya ça­lıştığında, olsa olsa yüzeysel bir uyum yaratır. Aşırı derecede dışarıya odaklandığı, başkalarını takdir edip de kendisine değer vermediği her seferinde, “içindeki iblisler” onu tekrar kendisiy­le temasa geçirmek için ortaya çıkarlar. Karanlık yanı ortaya çık­tığında o başkalarıyla birlikte olmak istemez bu, olması gerek­tiğini hissettiği destekleyici, sevecen insanı yansıtmaz böylece, kendisini suçlu hisseder ve kendi başına kalır.

Aslında, onun içindeki karanlık yan ortaya çıktığında, bu iyi bir işarettir. Bu onun dikkat talep eden, ihmal edilmiş yanıdır. O kendi içine döndüğünde ve bilinçli olarak kendisini sevmeye, kendi güzelliğini fark etmeye ve kendisine özen göstermeye baş­ladığında, iblisler de kaybolup gider. Böylece, Koç Kuzey Düğü­mü insanının, kendi üzerinde odaklanmak ve kendisini destekle­mek için ne yapması gerektiğini anlamak için düzenli olarak za­man ayırması gerekir. Ondan sonra o başkalarıyla içsel bir güç ve uyum alanından etkileşime girebilir.

Aşırı Duyarlılık ve Kendini Feda Etme

Birçok enkarnasyonu başkalarını destekleyerek geçirmiş oldu­ğundan, Koç Kuzey Düğümü insanı başkalarının kimliklerine karşı devamlı açık olma hali geliştirmiştir. O her zaman diğer ki­şinin farkında kalmış ve o kişinin ruh halindeki en küçük mut­suzluğu ya da uyumsuzluğu sezebilmiştir. Partnerinin ruh hali­ni mutlu tutmaya odaklandığında, bu ruh halini paylaşmış ve kendisi de mutlu olmuştur.

Geçmiş yaşamlarda bunun işe yaramış olmasına karşın, bu enkarnasyonda başka bir kişinin mutluluğu bu insanda gerçek mutluluğu uyandırmaya yetmez. Onun “aküsünde” diğer kişi­den gelecek “şarjı” tutacak kadar kişisel kimlik kalmamıştır. Bu enkarnasyonda derinlemesine mutlu olabilmek için, o kendi kim­liğini geliştirmeye ve kendi aküsünü doldurmaya odaklanmalıdır.

Bu insan, huzuru korumak için ne gerekiyorsa onu söyle­yerek başkalarını yatıştırma eğilimindedir. Bunu yaptığında, “iyi” davrandığını ve başkalarına hizmet ettiğini düşünür. Ama bu yalnızca geçici bir çözümdür; bu her iki bireyin kimliğine ve bü­tünlüğüne dayanan sağlam bir ilişkiye yol açacak daha kalıcı bir çözümü erteler.

Koç Kuzey Düğümü insanı başkalarını kuşatan atmosfere karşı o kadar duyarlıdır ki, ilişkilerinde “uyumlu bir atmosferi korumayı” odağı haline getirir. Onun kendisini hoşnut ve mutlu hissetmek için yaşamında uyuma ihtiyacı vardır, ama kişisel den­ge duygusunun başka bir kişiye bağlı olmasına izin verdiğinde başı derde girer. O zaman, diğer kişiyi onunla uyumlu kalmaya yönlendirmesi gerektiğini hisseder: “Eğer sen mutluysan, ben de mutluyum.” Eğer diğer kişiyi, güçsüz olduğu yerde destekleye­rek dengelerse, o kişinin sevinçle karşılık vereceğini düşünür. Diğer kişi uyumu sürdürmek için “kendi payına düşeni” yapma­dığında, o şaşırır ve kendi payına düşeni yapanın yalnızca kendi­si olduğunu düşünür. İlişkide uyumu korumak onun için tam günlük bir iş haline gelebilir.

Ama bu enkarnasyonda bu böyle işleyecek şekilde düzen­lenmemiştir. Aslında, bu alışkanlık her iki partneri de tutsak ede­bilir: Diğer kişi özerkliğini yitirir ve uyum yaratması için Koç Kuzey Düğümlü kişiye bağımlı hale gelir ve Koç Kuzey Düğüm­lü kişi de ödeyeceği bedel kişisel olarak neye mal olursa olsun, uyumu yaratma rolüne bağlanır. Ne yazık ki, bu yüzden, bu in­san için ilişkiler külfetli ve sıkıcı bir hale gelebilir.

Onun yararına olan şey, kendisiyle ilişkisine dikkat etmesi­dir. Hangi faaliyetler kendi içsel uyum duygusunu geliştirir? Den­gesi “bozuksa,” içsel uyumunu yeniden kazanmak için kendi kendisine ne vermelidir? Bu insan Bay ya da Bayan İyi İnsan ol­mayı ister ve iyi insanlar başkalarını üzmezler. Bu “her ne paha­sına olursa olsun uyum ve huzur” sendromu, kendi kendini yadsı­maya götürebilir; bu da bir tür sahtekârlıktır. Onun güdüsü yal­nızca sevgidir, ama dürüstlük olmadan sevgi içerlemeye yol açar.

Ayrı kimliğinin farkında olmaması ona yarar sağlamaz. O (ayrı bir varlık olarak diğer kişiye değil de) ilişkinin enerji alanına enerji yüklediğinde, bununla olsa olsa geçici bir uyum yaratır. Çünkü aslında orada olmayan bir şeye enerji yüklüyordur. Bir ilişki fiziksel realitede “mevcut” değildir bu, iki insan arasında­ki bir enerji bağıdır ve iki insan değişik deneyimlere ve değişken ruh hallerine sahip olduklarından, bu enerji her zaman dalgala­nır, değişir.

İlişkinin uyumlu olması, her iki partnerin güçlü ve kendi içinde huzurlu olmasına bağlıdır. Koç Kuzey Düğümü insanı, ilişkideki enerjiyi yönlendirerek, sürekli olarak “diğer kişiyi des­teklemeye” çalıştığında kaybeder. Ancak, o direkt olarak diğer kişiyle meşgul olarak ve onun güçlü ve ayrı olmasını destekleye­rek ilişkisinde bağımsızlığı ve bireyselliği teşvik ettiğinde, kaza­nır; çünkü diğer kişi de aynı şekilde karşılık verecek, onun ba­ğımsızlığını ve bireyselliğini destekleyecektir.

Saklanmaya Karşı Katılma

Geçmişte Koç Kuzey Düğümü insanı hep “destekleyici kişi” ol­duğundan, içgüdüsel olarak başkalarının ruh hallerine açıktır. Ama bu enkarnasyonda, bu son derece tüketici olabilecek bir alışkanlıktır. O diğer kişiyle arasında bir sınıra sahipmiş gibi gö­rünebilir, ama bu çok ince bir çizgidir. Gerçekte, o çok ortak bağımlı bir biçimde diğer kişinin enerji alanıyla birleşmiştir.

Bazen bu insan, sonunda kendisini tükenmiş hissedeceğini anlayarak, bu katılımdan kaçınır: Katılmış görünür, ama enerji düzeyinde kendi içinde kalır. Yine “merhaba” der ve nazik dav­ranır, ama enerjiyle gerçekten birleşmiş değildir. Ancak, etkile­şim dinamiklerinin tümüyle dışında kaldığında, sonradan kendi­sini öteki aşırı uçta bulur ve aşırı derecede heyecanlanır aşırı enerjiyle kendisini duvardan duvara vurur.

Koç Kuzey Düğümü insanı, çoğunlukla (kendisinin ve di­ğer kişinin) birleşmiş enerji alanının dinamiği içinde iş görmeye çalışır diğer kişinin enerjisine bağlanır ve durumu uyum içinde tutmak için hangi harç malzemesi gerekiyorsa onu ekler. Ve bu­nu yaparken de kendisini iyi hisseder; bu onun sevgisinin bir ifa­desidir. Ama onun başka bir güdüsü de bir birey olarak göze çarp­mamak için enerjisini başkalarınınkiyle birleştirmek istemek ola­bilir. O zaman, fark edilmeden olayların akışına katılabilir. O ta­nınmaktan korkar, bu da aslında kendisini tanıma korkusudur.

O, çok duyarlı ve incinmeye açık olduğundan, tanınmanın onun için boğucu olabileceğinden korkar. Olumlu yönlerinin ona geri yansıtılmasından sevinç duyabilir, ama olumsuz yönlerinin de geri yansıtılacağından korkar. Bir başkasının geribildirimi sonucunda kendi “iblisleri” ile yüzleşmek istemez. O belki de beğenilmeyecektir. Belki de diğer kişi, kendi iblisleriyle başa çık­maktan kaçınmak için, ona sert ve ani bir çıkış yapacaktır. Onun, kendisi olmanın olası geri tepmeleriyle ilgili epey kaygıları var­dır; bu yüzden, “akışa uymayı” ve bir birey olarak gerçekten gö­rülmemeyi tercih eder.

Bununla birlikte, başkalarının onu nasıl görecekleriyle ilgili kaygılanır, sadece, Koç Kuzey Düğümü insanı kendisini başkala­rının gözleriyle görmeye çalıştığında bir etken olur. Geçmiş ya­şamlarda onun kendisini partnerinin gözleriyle görmesi olumlu bir şeydi; çünkü bu ona diğer kişiyi daha etkili bir biçimde des­teklemek için davranışını nasıl ayarlayacağını gösteriyordu. An­cak, birçok yaşamda aşırı kullanım sonucu, onun “uyum sağla­ma” alışkanlığı kendi kimliğini yok etmiştir. Bu enkarnasyonda, kendisini başkalarının gözleriyle görmesi onun yararına değildir, çünkü bu kendi benlik duygusunu geliştirmesini engeller.

Kararsızlık, Bocalama

Bu insan belli bir yöne gitmeye karar verdiğinde, düz bir çizgide ilerlemek bazen onun için zordur! Onun bir yanı bunu gerçekten isteyip istemediğini sorgulayabilir ve sonra bu kararın içerebile­ceği tüm diğer etkenleri dikkate alır. Bu insanın hangi yöne git­mek istediğine karar vermesi uzun bir zaman alabilir.

Bu enkarnasyonda, Koç Kuzey Düğümü insanı tek amaçlı­lık geliştiriyor. O, bir seçim yapmadan önce her şeyi tartmak ye­rine sırf onun nereye varacağını görmek için ilk bitimini izlemenin değerini öğreniyor! Onun için, o anda ortaya çıkan içsel he­yecan duygusuna dayanan bir karar vermesi ve sonra tüm akü gücünü onu uygulamak için kullanması iyidir. Bu bir deneydir. Daha sonra, eğer o bu kararın “doğru” olmadığı hissine kapılırsa ve onu başka bir şey heyecanlandırırsa, sorumlulukla noksan yerleri tamamlayabilir ve bir sonraki işe girişebilir. Bu onun için bir “yeni başlangıçlar” enkarnasyonudur; böylece, vereceği bir­çok kararın daha sonra değişmesi doğaldır.

Aslında, bu enkarnasyon bir karar verme enkarnasyonu ola­rak düzenlenmemiştir. Karar verme, genellikle, iki bakış açısını dikkate alıp, sonra onları uzlaştırmayı içerir. Bu enkarnasyonda onun, “hakem” olmak yerine, bu bakış açılarından biri olması gerekmektedir! İşte bu yüzden, onun için en hayırlısı, kendisini doğru kararlara yönlendirecek ilk itilimlerini fark etme alışkan­lığını geliştirmektir. O zaman yaşamına canlılık, güven ve sevinç gelecek ve bu da herkes için bir nimet olacaktır.

Koç Kuzey Düğümü insanı için bu tek amaçlılığın önündeki büyük bir engel, onun tüm seçimlerindeki güzelliği takdir ede­bilmesidir. Geçmiş enkarnasyonlarda başkalarının yaşamlarına derinlemesine katılmış olduğundan, kendisi dışındaki her şeyin güzelliğini takdir etmeye alışmıştır. Onun herhangi bir “gözdesi” yoktur. O kendi zevklerinin, beğenilerinin neler ol­duğunu bilmediğinden, bir şeyi seçip, “İşte bu!” demekte zorlanır. Onun yapabileceği şey, zaman ayırıp, kendi “içinde” deği­şik şeyleri imgelemek ve tercihlerinin neler olduğunu hissetme­yi öğrenmektir. Örneğin, eğer ona en sevdiği rengin hangisi ol­duğu sorulursa, o hemen bir yanıt veremeyebilir. Ama eğer ken­di başına kalıp, renkleri “içinde” imgeler ve her bir renkle nasıl rezonansa girdiğini hissederse, tercihini keşfedecektir.

Bu insan bir karar vermek zorunda olduğunda, çoğunluk­la, doğru seçimin ne olduğunu hisseder. Ama bazen, o sezgisel itilimle temas kuramadan, bir karar vermeye zorlanır. Burada da imgeleme yardımcı olabilir. O, onu bedeninde nasıl hissettiğini anlamak için, birkaç dakika ayırıp, bir seçeneği izlediğini imge­leyebilir. Sonra, diğer seçeneği izlediğini imgeleyebilir ve o ko­nuda ne hissettiğini görebilir. Eğer bu önemli bir konuysa ve o he­men itilimsel bir tepki hissetmezse, doğru seçimde bulunabilmek için imgeleme yapmak üzere gerektiği kadar zaman ayırabilir.

Başkaları Tarafından yargılanmayı göze almak

Koç Kuzey Düğümü insanı, başkalarının onun karar verme sü­recine katılmalarına izin verirse, kendisiyle teması yitirir ve du­rum nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, doyum hissetmez. Geçmiş yaşamlarda onun kararları “takımı” (iki kişiyi) içeriyordu, sonu­cun partnerliğin yararına olması için onun diğer kişiye de danış­ması gerekiyordu. Ama bu yaşamda o kendi kimliğini geliştir­mek istiyor; bu yüzden onun kendi kendisine şunu sorması daha iyi olacaktır: “Ben bu karar hakkında ne hissediyorum?”

Koç Kuzey Düğümü insanı, başkalarının düşüncelerinden etkilendiğinden (özellikle bu saygı duyduğu biriyse), başkaları­nın yargılarına kendi içgüdülerinden daha çok güvenme eğilimindedir. Ama bu enkarnasyonda o kendi yargılarını savunma­yı öğreniyor ki bu “haklı olmak”tan çok, kendisi hakkında daha çok şey keşfetmesiyle ilgilidir!

Eğer Koç Kuzey Düğümü insanı bir karar verme durumundaysa ve içinden hiçbir itilim gelmiyorsa, bir karar vermemesi uygundur. Bu onun o sırada bir karar vermesinin uygun olmadı­ğını gösteren bir işaret olabilir, ya da onun gerçekten bir tercihi yoktur. O durumda sadece, “Bilmiyorum,” demesi iyi olur.

Gereksinimler, Bir kimlik duygusu

Pek çok enkarnasyonda başkalarını desteklemek uğruna kendi kimliğini feda ettiğinden, Koç Kuzey Düğümü insanı bu kez bir kimlik duygusundan yoksun olarak doğdu. Şimdi onun başlıca gereksinimi, gerçek bir kimlik duygusunu yeniden keşfetmek ve oluşturmaktır. Özellikle çocukluk ve gençlik yıllarında, onun tüm benlik duygusu başkalarının onu nasıl gördüklerine dayanır. O kimliğiyle ilgili olarak başkalarının tanımlamalarını benimseye­bilir, ya da buna tümüyle direnebilir. Ne olursa olsun, bu onun kimliği değildir bu başkalarının onun kimliğiyle ilgili kavramına bir tepkidir. Kendini keşfetme yoluna girmek için, o kendisi­ne şunu sormalıdır: “Başkalarının projeksiyonlarından ayrı olarak… Ben kimim?” O ancak kendi içine bakarak bir yanıt bula­caktır.

Kendinin Farkında Olmak

Kendinin farkında olma gereksinimini yanıtlamak için, bu insa­nın düzenli olarak kendisini “denetlemesi” yararlı olur. O kendi­siyle temasta olmadığında, çoğunlukla, aşırı uçlarda davranır. Başkalarıyla birlikteyken, hep bir ışık taşıyıcısı sevecen, destek­leyici ve özverili olması gerektiğini hisseder. Bu onun her za­man böyle olamayacak yanını bastırır ve bu da yoğun bir kutup­laşma yaratır.

O her zaman sevecen ve destekleyici olmaya çalışır, çünkü onun geçmiş yaşamlarında oynadığı rol budur; ama bu olumlu rolün aşırı ucu karanlığın derinliklerini de harekete geçirir. Eğer o karanlığa daha yakından bakarsa, bunun aslında, ifade etmesi­ne izin vermediği o kendini öne süren yanı olduğunu görecektir. Bu onun yang yapısının bir parçasıdır onun erkeksi yanıdır. O kutuplaşmıştır, çünkü pek çok geçmiş yaşamda bastırılmış, böy­lece kişiliğin geri kalan bölümüyle bütünleşememiştir. Bu yüz­den o çok yoğun bir biçimde dışa çıkabilir, bu da Koç Kuzey Dü­ğümü insanını utandırır ve “Bu da nereden çıktı böyle?” diye düşündürür.

En iyi çözüm onun kendisiyle uyum içinde kalmasıdır: Kendi enerji alanı içinde kalması ve kendi içinde olup bitenlerle temas­ta kalmasıdır. Ve üzülüp sıkıldığında hemen kendisiyle iletişim kurmasıdır: “Hay Allah! Bir nedenden ötürü bu konuda sıkıntı duyuyorum.” Onun işi yalnızca kendisi olmaktır. O bunu ilk kez denediğinde rahatsızlık duyabilir; ama temel güdüsü sevgi oldu­ğundan, ortaya çıkan şeyin esasen doğru olacağına güvenmeli­dir.

Koç Kuzey Düğümü insanı sorumluluk üstlenmeyi, kendisi için yapması gereken şeyi yapmayı ve arzularını izleyerek kendi kendisine yeterli olmayı öğreniyor. O kendisine bir doyum duy­gusu vereceğini bildiği bir şeyi yapma itilimini hissettiğinde, onu sonuna dek götürmelidir. Geçmiş yaşamlarda kendisini arındır­mayı başardığından, itilimlerinin başkalarına zarar vermeyece­ğine, o itilimlerin aslında ona gitmesi gereken yönü gösterdiğine güvenebilir. Yaşamın her alanında, herhangi bir durumda, o en iyi hareketin ne olacağıyla ilgili ilk itilimine göre hareket etmeli­dir. Ve egodan gelecek herhangi bir direnişe aldırış etmemelidir. Bu yolla, o başkalarıyla içtenliğe ve kendisinin sorumluluğunu üstlenmeye dayanan bir dengeyi korur.

Koç Kuzey Düğümü insanı, diğer insanların kendileriyle il­gilendiklerini gördüğünde buna tepki gösterebilir. Yargılayıcı olur ve diğerlerinin kendilerine düşkün, başkalarını umursamaz ve bencil olduklarını düşünür. Oysa kendisiyle ilgilenmek bu in­sanın yapması gereken şeyin ta kendisidir! Kendisi bunu yapma­dığından, başkalarının bunu yaptıklarını görmek onu rahatsız eder. O başkalarında “bencillik” gördüğünde, bunu kendi gereksinimlerini kontrol etmek için bir hatırlatıcı olarak kullanabilir. Önceleri biraz aşırıya kaçsa bile, o kendisine dikkat etmeye baş­lamalıdır.

Bazı düğümsel gruplar burada bencil olmamayı öğrenmek için bulunmaktadırlar. Ama Koç Kuzey Düğümü insanı bencil olmamayı zaten bilir bu enkarnasyonda o bencilliği öğrenmeli­dir. O kendisiyle temasta kaldığında, bu herkes için yararlı olur. Bu, mantıklı değil, ama pratiktir. O kendisi olduğunda, başkaları­nı incitebileceğinden korkar; oysa kendisi olması başkalarına onun tahmin edebileceğinden daha derin bir düzeyde yardım eder. Bu insan “bencil” olmayı (yani, bir fikri sadece ona bir doyum duygusu verdiği için uygulamayı) denemeli ve bunun nasıl so­nuçlandığını görmelidir. Onun kendi mutluluğunu yaratma so­rumluluğunu üstlenmesinin zamanı gelmiştir.

İtibar Kazanmak

Koç Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarında başkalarına yar­dım etmeye, onların fikirlerini desteklemeye ve projelerini yürü­tüp tamamlamaya alışmış olduğundan, “tamamlama enerjisi”ni anlar. Ancak, bu enkarnasyonda onun görevi işleri başlatmaktır. O işi başlatmak ve sonra o işi başkalarının sürdürmelerine izin vermelidir. Başkaları yardıma gelmezlerse, o tüm sorumluluğu üstlenebilir. Ama başkaları çıkıp gelirse, o onların kendisini desteklemelerine ve işi tamamlamalarına izin vermelidir ki böy­lece yeni bir fikrin peşine düşebilir!

Bazen bu insan, saygı ve itibarı başka birisinin kazanaca­ğından korkarak projelerini başkalarına vermek istemez. Onu başka birisi gerçekleştirirse, kendisinin daha az değerli sayılaca­ğım düşünür. Başkalarının işe sahip çıkıp onu geride bırakacakla­rından da kaygılanır. O kendisine şöyle sorar: “O zaman ben ne yaparım? Benim işim nedir? Benim önemim nerede?”

Bazen onun saygı ve itibar kazanma arzusu o kadar güçlü bir hale gelir ki, başkalarının o fikri daha iyi ve kazançlı hale ge­tirebilecek olan yaratıcı enerjilerini geri iter. Eğer Koç Kuzey Düğümü insanının fikirleri gerçekten güçlüyse, başkaları onu des­teklemeye gelecek ve her biri kendi özel yeteneklerini getirecek­tir. Eğer o kendi fikirlerinin gerçekleşmesini istiyorsa, kendisine çekmiş olduğu kişilerin bireysel yeteneklerini kabul etmelidir. O, kendisine haksızlık etmeden başkalarını onaylamayı öğrenebilir.Bazen, Koç Kuzey Düğümü insanı kafayı itibar kazanmaya öylesine takar ki, başkalarının o işe katkılarının önemini azalt­maya çalışır. İşin tüm itibarını kendisi kazanmak ister. Kuşku­suz, eğer o tüm itibarı kazanmak istiyorsa, tüm sorumluluğu da yüklenmeli ve her şeyi kendisi yapmalıdır; bu yüzden, onun fi­kirlerinin birçoğu hiçbir zaman meyve vermez. O, en önemli şe­yin onun özgün fikrinin itibar görüp kabul edilmesi tohum fik­rin gerçekleşip geniş kitlelere yayılması olduğunu anlamalıdır. Bunun olabilmesi için, o yoldan çekilmeli ve başkalarının yardım etmelerine izin vermelidir. Bu Koç Kuzey Düğümü insanı için bir rol değişimidir; o bir liderdir, ama başkalarının onu desteklemelerine ve fikrini geliştirmelerine izin vermelidir.

Bu enkarnasyonda bir kimlik duygusu geliştirmek onun kaderi olduğundan, onaylanıp itibar görme arzusu aslında onun bir benlik duygusu oluşturma isteğinden kaynaklanır. Ancak, gü­dü sonucu belirler. Eğer onun güdüsü doyum bulmak ve kendini keşfetmek ise, o doğrudur ve bu insan kazanacaktır. Eğer onun güdüsü başkalarından kabul görüp itibar kazanmaksa, o zaman o kendi özdeğeri duygusu için hâlâ başkalarının geribildirimine muhtaç demektir. O kendisini onaylamak için başkalarının onu onaylamaları gerektiği fikrini bırakmak ve kendi kendisini onay­layıp onurlandırmaya başlamalıdır. İroni şu ki, o kontrolü bıra­kıp, ona yardımcı olanların özel yeteneklerini kabul etmeye baş­ladığında, o insanlar daha çok katkıda bulunmak isteyecekler ve tüm projeye sevgi nüfuz edecektir. Ve başka hiç kimse onun işini yapamaz o başkalarının geliştirecekleri tohum fikirleri keşfet­mektedir.

Köklenmek

Koç Kuzey Düğümü insanının, sevgi mesajını dünya ile payla­şabilmek için, köklenmiş bir varoluşa ihtiyacı vardır. Bunun anahtarı, onun sevginin ifade edilebileceği yolların önyargılı imaj­larından kurtulmasıdır. Eğer o kendisini ifade biçimini kendi sevgi fikrine (uyumlu, nazik, özenli, verici, şefkatli, vb.) uyacak biçimde sınırlarsa, eldeki fırsatı kaçırır, çünkü sevgi her türlü ta­nımlamanın sınırlarını aşar. Eğer bir çocuk sokakta karşıdan karşıya geçerken bir araba hızla onun üzerine geliyorsa, sevgi o çocuğu kolundan tutup kabaca kenara çekmeyi de içerebilir!

Bu insan sevginin tek gerçek olduğunu ve başka her şeyin illüzyon olduğunu zaten bilir. O, her durumda hissettiği itilimlerin sevginin doğru ifadesi olacağına güvenmeyi öğreniyor. O, kendi içindeki sevgi ve takdir hislerini izlediğinde, kendisi olur. Ancak, başkaları tarafından itilip kakılmasına izin veren bir va­roluş hali olması yerine, kendisi için sağlam bir yer olması için, o enerjisini köklendirmelidir. Koç Kuzey Düğümü insanı bu sevgiyi başkalarıyla birlikte deneyimlemeye ihtiyaç duyar. Onun başarması gereken şey ken­di içsel varlığının bütünlüğünü korumaktır. İroni şu ki, onun ol­duğu gibi olması başkalarına da aynı şeyi öğretecek ve onlarda da sevgi hissini uyandıracaktır. Bunu yapmak için, bu insan diğer kişinin onunla ilgili görüşünü etkilemeye çalışmaktan vazgeçip, her an mümkün olduğu kadar çok içtenlikle ve dürüstlükle ken­disi olmaya odaklanmalıdır. Bu başlangıçta zor görünür ve onun yeni odağını uygulamayı kendisine hatırlatması ve disiplin ge­rektirir. Ama en sonunda, o kendisine sadık kalarak, sadece dü­rüst ve bencillikten yoksun bir biçimde davranabilir.

Rutinler

Bu insanın köklenmiş halde kalmasına yardımcı olan bir şey, onun bedeninin farkında olması, bedeninin ona bir benlik duy­gusu veren doğal bir sınır olmasına izin vermesidir. O başkaları­nın bilincine “girme” ve kendi merkezini kaybetme eğilimindedir. Bu yüzden, daha köklenmiş bir halde kalmak ve gereksindi­ği denge ve uyum duygusunu hissetmek için düzenli olarak eg­zersiz yapması onun için sağlıklıdır.

Bir rutininin olması da onun için yararlıdır bu her gün kendisini denetlemenin bir yoludur. Bu çok sıradan bir şey ola­bilir: Sabah ilk iş olarak yatağını düzeltmek, kahve yapmak, per­deleri açmak, günlük egzersizini yapmak, meditasyon yapmak, sağlıklı bir kahvaltı hazırlamak, köpeği gezdirmek. Onun eğilimi ise bir gün yatağı düzeltmek, ertesi gün yatağı kısmen düzelt­mek, üçüncü gün hiç düzeltmemek, dördüncü gün ise belki dü­zeltmektir!

Tutarsızlık ve bir rutinden yoksunluk onun kişisel gücünü yavaş yavaş zayıflatır, bu yüzden rutinde günlük tutarlılık önem­lidir. Buna ek olarak, o haftalık bir rutini ya da ritüeli de uygu­layabilir: Haftada bir kez ibadet ettiği yere gidebilir, ya da öğle yemeğinde aynı arkadaş grubuyla buluşabilir. Bu onun yaşamının rastgeleliği tarafından mağdur edildiğini hissetme eğilimini önleyecek, ona içinden kaynaklanan bir düzen ve disiplin duygusu verecektir. Başkalarının enerjisine ve bilincine bir girip bir çık­mak yerine, bu rutin onun kendi kimliğini geliştirmesine yar­dımcı olur.

Ancak, Koç Kuzey Düğümü insanı rutini hor görür ve bu­nun iyi bir nedeni vardır. Geçmiş yaşamlarında, bir rutini olması onun kendisine ihtiyaç duyulduğunda başkalarına yeterince des­tek olmasını engellerdi. O, başkalarının gereksinimlerine daha kolayca uyabilmek için kendi rutinini kendi yaşamını geliştir­medi. Ama bu enkarnasyonda, güçlü rutinler geliştirmesi ve baş­kalarının ona uymalarına izin vermesi onun yararınadır. Ayrıca, kendi rutininin olması onun başkalarının rutinlerinin içine düş­mesini önler. Bunun geliştirdiği disiplin onun için güçlendirici­dir: Bu onun içindeki savaşçıyı uyandırır ve bundan ötürü o kendisini harika hisseder!

Kendini Disipline Etmek

Koç Kuzey Düğümü insanının köklenmiş olma duygusu öz disiplini içerir. Onun yararına olacak her şey disiplin gerektirir: Her gün kendi başına belli bir zaman geçirmek, yaşamını güçlü kıl­mak için seçtiği birkaç rutini uygulamak ve kendini takdir et­meyi hatırlamak.

Bu insanın öz disiplini uygulamasına ve kendisini denetle­mesine yardımcı olacak bir deney, kendi yemek yeme alışkanlığının farkına varmasıdır. Amaç, bilinçsiz bir biçimde (sıkıntıdan, ya da duygularla başa çıkmak için) yememek, bedeni acıktığında bunu fark etmek ve bedeninin istediği şeyi yemektir. O bu ko­nuda imgelemeyi kullanabilir. Bir lokma salata yediğini imgeleyebilir ve bedeninin buna nasıl bir tepki verdiğine dikkat eder. Çor­ba içtiğini, bir sandviç, meyve ya da patates püresi yediğini hayal edip, bedeninin buna nasıl bir tepki verdiğine bakabilir.

Koç Kuzey Düğümü insanı o denli duyarlıdır ki, belli bir yi­yeceği yediğini hayal ettiğinde, bedeni ona o yiyeceğin iyi mi ge­leceğini, yoksa onu ağırlaştıracağını mı, ya da enerji mi vereceği­ni söyleyecektir. O zaman o, o anda ne hissetmek istediğine göre yemek yiyebilir. Ama o kendisiyle temastan o kadar yoksundur ki, bu süreç bile başlangıçta zor gelebilir. Onun bu konuda çalış­ması gerekebilir; ancak bunu yaptığında, bu çok doyum verici olur ve kendisiyle olan bağlarını güçlendirir.

Ruhsal bir düzeyde, Koç Kuzey Düğümü insanı gerçekte kim olduğunu keşfediyor yeni, doğuştan var olan, doğal bir kim­liğin ortaya çıkmasına izin veriyor. Ancak, bazen o berrak bir kimlikten yoksun olmasını baş belası alışkanlıklardan kurtul­mak için kullanabilir. Bu insan için öz disiplini uygulamanın ko­lay bir yolu, kimliğini yeniden icat etmektir. Kendisiyle ilgili ön­ceden edinilmiş, katı bir algısı olmadığından, o zihninde kimliği­ni değiştirerek yaşamında sağlıklı değişiklikler yapabilir. Örne­ğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve gençliğinde hiç sigara içmemiş bir müşterim vardı, ama onunla tanışmamızdan beş yıl önce aşırı sigara içmeye başlamıştı. Bir gün o birden, yan etkileri olmadan ya da alışkanlık krizine girmeden sigarayı bıraktı. O sa­dece, kendisini sigara içmeyen biri olarak “hatırlamıştı!”

Kendi Merkezini Oluşturmak

Koç Kuzey Düğümü insanı pek çok geçmiş yaşamda başkala­rıyla özdeşleşmiş olduğundan, “merkezini” içsel benlik duygusu­nu partnerininkiyle karıştırır. Partneri aslında onun “merkezin­de” bulunduğundan, o partnerinin ruh hallerine karşı aşırı du­yarlıdır. Bu yüzden, partner mutsuz ya da hoşnutsuzsa, Koç Ku­zey Düğümü insanı bunu hissedecektir. O, kendi esenlik ve hoş­nutluk duygusunun bozulmaması için, tüm zamanını ve enerjisi­ni partnerini mutlu kılmak için harcayabilir.

Aslında, o kendisinden beklenen gelişimi, yaşamını sürdüre­bilmek için ilişkilerin gerekli olduğu fikrinden kurtularak sağla­yabilir. O, tek başına ayakta kalmayı ve başkalarıyla yeni bir pers­pektiften ilişki kurmayı öğreniyor. Ancak, duyarlı olmasına rağ­men, onun diğer insanlarla ilgili hiçbir bilgisi yoktur: O insanla­rı neyin güdülediğini, onların neyi aradıklarını ve ne tür bir ba­şarı kazanmak istediklerini bilmez. Bazen o diğer kişiyi (ve ken­disini), yalnızca, tatmin edilmiş ya da edilmemiş ivedi ihtiyaçları ve arzuları olan insanlar olarak, yüzeysel bir düzeyde görür. O di­ğer kişinin kimliğini, onu ruh halini uyumlu tutmaya yönlendi­recek kadar görür. İnsanların Koç Kuzey Düğümü insanını şa­şırtmalarının ya da düş kırıklığına uğratmalarının nedeni budur o diğer kişinin gerçekte kim olduğunu hiçbir zaman görmemiştir.

Birçok bakımdan, Koç Kuzey Düğümü insanı diğer kişiyle hiç ilişki kurmaz o diğer kişiyle arasındaki ilişkiyle ilişki kurar. Bu, partnerinin ya da kendisinin gelişimine gerçekten yardımcı olmasını sağlamaz. İlişki bir varlık değildir; o, iki birey gelişme­diği takdirde, gelişemez. Böylece, bu insan ilişkiye ne kadar za­man ve enerji harcarsa harcasın, ilişki ona bir karşılık veremez. Bu yüzden, her iki partnerin özerklik ve bireysel yaratıcı ifade gereksinimlerini incelemesi onun için daha yararlı olacaktır. O, partnerini sonuçlara tek başına ulaşmaya teşvik ederek hem onu hem de kendisini bireyler olarak gelişmek üzere serbest bı­rakabilir.

Koç Kuzey Düğümü insanının partneri yerine ilişkiye odaklanmasının bir sakıncası da onun partnerinin kimliğini gerçekten geçerli kılamamasıdır. Koç Kuzey Düğümü insanı sü­rekli olarak partnerini yatıştırmak, ona güvence vermek, ya da onu “toparlamak” yerine onun kendi kendisine yeterli olabilece­ğine inandığında, o kişinin gücünü görmeye başlayacak ve onu bu gücü kullanmaya teşvik edebilecektir. Bu onun kendisini de daha derin bir düzeyde görmesine, kendi gücünü fark etmesine ve gelişim için duyduğu itilimleri izlemesine zemin hazırlar.

Kendini Öne Sürmek

Koç Kuzey Düğümü insanının aklı adalet ve haktanırlık ideal­lerine takılıdır; o bir şeyin haksız olduğunu düşündüğünde zıva­nadan çıkar. O, dünyanın ve diğer insanların kendi katı ölçütle­rine uymalarını ister. “Ben başkalarına karşı adil davranacağım, başkaları da bana karşı adil davranmalıdır,” diye düşünür. Bu insan dünyanın daha adil olmasını içtenlikle ister, ama bunun böyle olmaması aslında onun en yüksek hayrınadır! Çünkü ken­di adalet fikirleri sonuç vermediğinden, o “iyi olmak” yerine, doğrudan içgüdüleriyle kimliğiyle davranmaya itilir. Birçok enkarnasyondan beri o kendisi olmasının uygun olacağı bir zamanı bekliyordu ve bu o zamandır!

Koç Kuzey Düğümü insanı, bir şeyin adil olmadığını düşün­düğünde içerler. Eğer içerlemişse, bu geri çekilip aküsünü yeni­den doldurması için bir işarettir. Bu ayrıca onun duygularını ifa­de etmesi gerektiğini gösterir: “Kendimi içerlemiş gibi hissediyo­rum, bu yüzden bir süre kendi başıma kalıp bunu halledeceğim.”

Dürüst ifade onun kimlik duygusunu geçerli kılar ve güç­lendirir. Bu ayrıca diğer kişiye Koç Kuzey Düğümü insanının ge­reksinimlerini ve sınırlarını fark etme şansını verir. Diğer kişi­nin verdiği karşılıktan, Koç Kuzey Düğümü insanı kiminle iliş­kide olduğu konusunda daha berrak bir fikir edinir. Eğer diğer kişi, “Seni kıracak bir şey mi söyledim?” derse, Koç Kuzey Dü­ğümü insanı meseleyi hemen orada halletme fırsatı bulabilir. Başkalarının farklı geçmiş yaşam deneyimleri olduğundan, o on­ların kendisi kadar duyarlı olmalarını bekleyemez. Ama bir kez kendisini açıkça ifade ettiğinde, diğer kişinin verdiği karşılıktan, onun kendisini dinlemesi ve gereksinimlerine saygı göstermesi için ne kadar dayatması gerektiğini anlayabilir.

Koç Kuzey Düğümü insanı vermeyi gerçekten sever, bu onun doğasıdır. Ama onun güdüsü ortak bağımlılık yaratmak de­ğil, sevgi olmalıdır. O, ilişkilerinde düş kırıklığına uğramamak için saf bir biçimde, bir sonuç beklemeden vermelidir. Eğer den­gesiz bir biçimde verdiğini görürse, her ikisinin de gereksinimle­rinin eşit olarak karşılanması için partneriyle açıkça pazarlık ede­bilir. O, başkalarının onlara kendilerinden tam olarak ne bekle­diğini bildirmeden karşılık vermelerini beklediğinde, yoldan çı­kar o sessiz beklentilerini seslendirmelidir!

Kendisini öne sürerek ve verdiği şeyin karşılığında ne beklediğini karşı tarafa bildirerek durumun adil olmasını sağlamak ona düşer. Eğer o bunu yaparsa kendisini mutlu hissedecektir, çünkü adaleti sağlamış olan odur. Bu onun güvenini geliştirir. Böylece, başkalarına gücenmek yerine, kendisinden hoşnut ola­caktır.

Bu insan, bu enkarnasyonda ortaya çıkmakta olan taze enerjiye kendisini dürüstçe öne sürerek erişebilir o bunu başkaları­nın beklentilerini bekleyerek ve onlara tepki göstererek değil, kendi varlığının itilimlerini hissedip ifade ederek yapabilir. Baş­kalarına karşı duyarlılığı güçlü olsa da o kendi kimlik duygusu­nu geliştirmeyi sürdürmelidir. O kendi kendisine yeterli olabil­diğinde yeni bir güven hissedecek, bu güven onu başkalarıyla sağlıklı ve yaratıcı biçimlerde ilişki kuracak şekilde güçlendirecektir.

Bağımlılık

Başkalarıyla (özellikle eşiyle) uyuma bağımlılık, Koç Kuzey Düğümü insanı için bu enkarnasyondaki esas sorundur. Aslında, sorun bağımlılığı aşar bu onun partneriyle, bazen de önem verdiği tüm kişilerle tam olarak özdeşleşmesini içerebilir. Koç Kuzey Düğü­mü insanı, çoğunlukla, partneriyle öylesine özdeşleşir ki, onun duyguları tarafından ezilir. Diğer kişi herhangi bir konuda endi­şelendiğinde, o hemen uyumu tekrar sağlamak için gerekli olan şeyi söyler ki kendisini daha iyi hissedebilsin. O partnerine ken­disinin bir uzantısıymış gibi davranır ve sonra, kendisini yeni­den rahat hissedebilmek için partnerini “düzeltmeye” ve uyumlu’ kılmaya çalışırken sabrını yitirir. Ama onun sabrını yitirmesi ge­nellikle durumu daha da kötüleştirir.

Bu insan, partnerini istediği gibi yönlendirerek kendi içsel uyumunu yeniden kazanmaya çalışmasının iyi sonuç vermeyece­ğini anlamalıdır. Partnerinin uyumsuzluğunu hissettiğinde işe yarayacak olan şey, onun partnerinden nazikçe izin isteyip, bir süre yalnız kalmasıdır. Onlar kendisinden yardım istemedikçe, Koç Kuzey Düğümü insanı başkalarına, onların kendi hissettik­leri şeyi deneyimlemelerine ve kendi başlarına halletmelerine izin verecek kadar saygı göstermelidir. İnsanlar daha derin bir öz farkındalık düzeyine böyle erişirler.

Ayrıca, bu insan, ondan biraz uzaklaştığında partnerinin neler hissettiğini daha iyi anlayabilir. İşte bu yüzden onun kendi kimlik duygusunu güçlendirecek kişisel eşyasıyla çevrili kendi alanına sahip olması çok önemlidir. Onun, partneriyle aşırı özdeşleştiği zaman gidebileceği yalnız kalabileceği bir yere ihtiya­cı vardır.

Sınırlar

Bu insan, kendisinin ve partnerinin sınırlarını tanımayı red­dettiği ve diğer kişinin onun “merkezi” olmasına izin verdiği sü­rece, içsel sükûneti asla deneyimleyemez.

Koç Kuzey Düğümü insanı kimliğinin sınırlarını bu sınır­lar onun içinde ortaya çıkar çıkmaz ilan etmeye alışık değildir. Bu onun en yüksek hayrına ters düşse bile, o yine de partnerini destekleme ihtiyacı duyar. Böylece, eğer partneri onun yapmak istediği bir şeye karşı çıkarsa, o, “Peki, onu yapmayacağım,” di­yebilir, ama istediğini yine de yapmaya karar verebilir. Böylece, kendisini dürüstçe savunmayarak, ilişkideki sağlıksız bağımlılığı güçlendirir.

Bu tür sorunların bazıları, bu insanda doğuştan var olan muazzam sevgi ve şefkatten kaynaklanır. O, geçmiş yaşamla­rında duyarlılığı o denli geliştirmiştir ki, şimdi bir kişiye ya da duruma karşı partnerinden daha çok şefkat duymak onun için olağandışı bir şey değildir. Bazen, partneri belirli bir sorunla uğ­raşmak istemeyebilir ve Koç Kuzey Düğümü insanı uyumsuz­luktan kaçınmak için, “Peki, uğraşmayalım,” der. Sonra o içerlemeye, ama durumu düzeltme konusunda kendini çaresiz hissetmeye başlar. Başkalarını destekleme ihtiyacı onu partnerinin ar­kasından iş çevirerek bir yardım eli uzatmaya götürebilir; ama sonra partneri güvenine ihanet edildiğini hisseder, bu da ilişkiyi zedeler ve Koç Kuzey Düğümü insanı olduğu gibi olmasının des­teklenmediğini hisseder.

Bir Partner Seçmek

Bir eş ya da bir yakın ilişki ararken, Koç Kuzey Düğümü insanı bilinçaltı olarak, içinde kendisini kaybedebileceği bir ilişki ara­maktadır. O, diğer kişinin içine kendisini tümüyle “güvende” his­sedecek kadar gömülmek ister. Bu eski, “iki yarım bir bütün eder” teorisidir, ama o bu insanın işine yaramaz. O, “iki ayrı bü­tünün sağlıklı bir takım oluşturduğunu” öğrenmek için burada­dır.

Ancak, bunun farkına varıncaya dek, o özdeşleşebileceği biri­sini bulmaya çalışacaktır ve bulduğunda, tüm sevgi ve desteğini o kişiyi güçlendirmeye akıtacaktır. Ama o bu pozisyondan bir partner aradığında, bu asla iyi bir sonuç vermez. Çoğunlukla, o kendisini istismar eden ya da düş kırıklığına uğratan insanlara çekilir. Aslında, tam zıt bir yaklaşımın bu insan için iyi sonuç vermesi programlanmıştır. O başkalarına odaklanmayı bırakıp, kendisine odaklanmalıdır. Kendisi olmaya odaklandığında, ken­di gerçek, özgün kimliğinin ortaya çıkmasına izin verdiğinde ve kendi bireysel yönüne gittiğinde, enerjisi onu takdir edecek ve de­ğer verecek doğru kişiyi ona çekecektir.

Bilinçaltı olarak, bu insan başkalarının enerjisi olmadan ya­şayamayacağına inanır. Böylece, çevresindeki daha güçlü insan­larla karşılıklı bir bağımlılık geliştirme eğilimi gösterir. Partne­rinin hedeflerine ulaşmasına yardım etmek için kendi hedefle­rinden zaman ve enerji çalar. Başkalarının gereksinimlerine kendininkilerden daha duyarlıdır. Bu şekilde, o diğer kişinin yaşamını sürdürebilmek için gereksindiği bütünleyici bir parça haline gelerek, bir bağımlılık yaratır.

Bağımsızlığı Öğrenmek

Bu insan başkalarına bağımlı olmama dersini öğrenmekte oldu­ğundan, bilinçaltı olarak, kendisine güvenilmez kişileri çeker. Bu ona kendisine güvenmeyi öğrenme fırsatı verse de bu süreç epey acı verici olabilir.

Koç Kuzey Düğümü insanı, genelde, ilişkiyi iki insanın tü­müyle bütünleşmesiyle sonuçlanacak şekilde etkilemekte o denli kararlıdır ki, partnerinin kimliğini tam olarak fark etmez. Diğer kişiyi yalnızca onu nasıl hoşnut edebileceği açısından görür. Ge­nellikle, durup diğer kişinin gerçek içsel kimliğini daha derin bir düzeyde fark etmez. Daha da kötüsü, kendisini tamam hissede­bilmek için merkezini dolduracak birisini aradığından, başkala­rının da bir benlik duygusundan yoksun olduklarını ve bir ta­mamlanma duygusu kazanabilmek için bir partner aradıklarını varsayar. Böylece, ilişkilere çok toyca ve doğru olmayan önerme­lerle girer.

Koç Kuzey Düğümü insanı bencil ve epey kişisel ilgi iste­yen insanlara çekilme eğilimindedir. O, tam bir ilgi bekleyen ve eşit bir düzeyde karşılık vermeden onun enerjisini alan tipleri kendisine çeker. Böyle ayırt etmeden vererek, o başlangıçta du­yarlı olan bir partnerin istemeyerek duyarsızlaşmasına da neden olabilir.

Genellikle, Koç Kuzey Düğümü insanı karşılığında biraz du­yarlılık gösteren kişilerle birlikteyken daha iyi durumda olur. O, “enerji çatışmasına” girmek zorunda olmadığı insanlarla birlik­teyken daha rahat eder. O, diğer kişi tarafından tümüyle yutul­masına izin verme eğilimindedir; bu yüzden, onu kendisi olmaya teşvik edecek ve sevecen, verici doğasını istismar etmeyecek biri­siyle birlikte olması gerekir. Kuşkusuz, onun kendi görüşünü in­sanlara bildirmesi, onların ona karşı duyarlı davranmalarına yar­dımcı olur.

Çatışmalardan Kaçınmak

Koç Kuzey Düğümü insanı bazen huzur ve uyuma o denli bağlı­dır ki, tüm çatışmalardan kaçınarak, istemeden ilişkisini zede­ler. O, işe, “Tamam, ben bir takım oyuncusu olacağım,” diyerek başlayabilir ve sonra ileride meydana gelebilecek bir çatışmayı önceden görebilir; ancak, ortaya çıktığında onu halledeceği yer­de, büyük bir tartışma haline gelene dek o çatışmayı erteler.

Çoğunlukla, bu insan, var olan bir görüş farklılığını büyüt­memek için gerçeği söylemeyi erteler. O, partnerinin karşı çıka­cağını bildiği bir şeyi yapmak istiyorsa, bunu onun haberi olma­dan yapmaya çalışabilir. Sonra, partneri bunu öğrendiğinde, gö­rüş farklılığı varlığını sürdürür ve buna incinme ve güven sar­sılması da eklenir. Durumu tartışmayarak, o partnerini onun ge­lişimi için bir şey yapmasını destekleme fırsatından yoksun bı­rakmıştır. Şimdi bir tartışma o durumu yatıştırabilir, ama ilişkideki­ zedelenmeyi gidermek için çok şey yapılması gerekecektir.

Bir kez partneri Koç Kuzey Düğümü insanının gitmek iste­diği yönün daha büyük bir sonucu olduğunu gördüğünde, o onu destekleyerek sevgi gösterme fırsatını bulur. Eğer partneri onun bağımsız yönünü hâlâ desteklemiyorsa, Koç Kuzey Düğümü insanı bu partnerliğin her iki kişinin bireysel gelişimine gerçekten izin verip vermediğini yeniden değerlendirmelidir.

Kararları Ertelemek

Koç Kuzey Düğümü insanı, alıştığı şekilde, diğer kişiye öncelik verir ve kendi yaşam gücünü güçlenmesi için gerekli olan ener­jiyle beslemeyi ihmal eder. O kendi yaşam yönüne gitmekten vazgeçtiğinde, tüm düzeylerde zayıf düşer yaşamını sürdürmek için partnerinin enerjisine ihtiyaç duyar. O, bir birey olarak ken­disine heyecan veren faaliyetlere katılmasının gerekli olduğunu öğreniyor. Adil olma arzusundan ötürü, bu insan kendisi için vereceği kararları çoğunlukla partnerine danışır. Ne yazık ki, o bir duru­ma diğer kişinin görüş açısından baktığında, o kişiyi incitme kor­kusuyla kendi itilimlerine sadık kalmayabilir.

Kuşku duyduğunda, o kendisine şöyle sorabilir: “Hareket­lerim kendimi iyi hissetmemi sağlıyor mu?” Eğer öyleyse, onun yapacağı en iyi şey ne istediğini dile getirmek ve sonra diğer ki­şiye ne istediğini sormaktır. Bu basit bir yöntemdir, ama bu onun, partneri için de adil olacak bir biçimde, kendisi olmasını destekler.

Bağlanma Korkusu

Geçmiş yaşamlarda ilişkilerinde kurnazca yönlendirildiğini ve is­tismar edildiğini hissetmiş olduğundan, bu yaşamda Koç Kuzey Düğümü insanı çok verme ve kendini kaybetme eğiliminde ol­duğunu görerek ilişkilerden ve evlilikten korkar. Bu yüzden, iliş­kilere çok çekilmesine rağmen, bir yanı geri durur, bir kez daha bağımsızlığını kaybetmeyi göze almaktansa yalnız yaşamayı ter­cih eder. Böylece, birçok yönden doğal bir evlilik partneri olması­na karşın, evlilik aşamasına erişmeden önce, bilinçaltı olarak, ilişkilerini sabote edebilir. Ya da bir partneri ne kadar çok özlerse özlesin, kendisini henüz doğru kişiyi bulamamış olduğuna ik­na edebilir.

Onun bu tereddüdü için günümüzde çeşitli çözümler var­dır: Tek eşli (monogam) bir ilişki içinde olmak ve ayrı evlerde oturmak, ya da evlenmeden partneriyle birlikte yaşamak. Eğer o önce kendisine ve bütünlüğüne sadık kalmaya bilinçli olarak ka­rar vermişse, evlilik yürüyebilir. Sonuçta, bu aynı meydan okuma­dır: Önce kendi bağımsız kimliğini geliştirmek ve sonra partne­riyle karşılıklı dayanışma ve iş birliği içinde geçinmeyi öğrenmek.

Bağımsızlık

Koç Kuzey Düğümü insanı bağımsız bir eylemde bulunmak için partnerinin iznini alması gerektiğini düşünme eğilimindedir. O partnerini, onu onaylayacak ve destekleyecek şekilde etkilemeye çalışarak ve gerekçeler sunarak partnerini çocuksu bir biçimde “kontrol etmeye” başlar. Kendi gücünü partnerine teslim eder ve sonra kendisi olmak için ona karşı çıkması gerektiğini düşü­nür. Ya da yapmak istediği şeyden vazgeçebilir.

Bu yaşamda, başka insanlara yetişkin bir düzeyden yaklaş­ması onun için daha iyi sonuç verir. Bu kendisine ya da diğer kişiye içsel olarak kendisini ne kadar kırılgan hissettiğini bildir­meden liderlik enerjisi, cesaret ve heyecanla partnerine niyeti­ni ve plânını bildirmek anlamına gelir. Eğer partnerinin kuşku­ları varsa, o, kendisini keşfetmek ve kişisel olarak gelişmek için kararını uygulaması gerektiğini açıklayabilir bu noktada part­ner bu karara katılacaktır, eğer böyle olmazsa, onlar her ikisinin de nasıl kazanabileceği konusunu görüşmeye başlayabilirler.

Başlıca ilişkisinin başarılı olması için, Koç Kuzey Düğümü insanı işleri kendi başına yapmanın ve kişisel bir doyum duygu­su veren faaliyetleri sürdürmenin değerini öğrenmektedir. O za­man onun mutlu olmak için sadece bir kişiyle “enerji paylaşma­sına” gerek kalmaz kendi kimliğini geliştirip güçlendirirken bir­çok değişik insana açılabilir ve onlarla etkileşime girebilir. Bir kez kendi bağımsızlık duygusunu geliştirdiğinde, başlıca partneriyle gerçekten birleşebilir ve o ilişkiden zevk alabilir, çünkü ar­tık her bireyin sunacağı bir şey vardır. Bu insanın aküsü ilişki­nin dışında dolmuş olduğundan, o ilişkinin içinde değiş tokuş edeceği daha çok enerjiye sahiptir.

Ama Koç Kuzey Düğümü insanı ne yapmak istediğini her zaman berrak bir biçimde bilmez. Onun karar vermesi diğer düğümsel grupların birçoğunun karar vermesinden daha zor olabi­lir. Bu insan daima başkalarının ne istediklerini, kendisinin ne istediğini ve herhangi bir durumda neyin adil olacağını ayırt et­meye çalışır. Doğal olarak, tüm bu etkenleri tartmak zaman alır. Eğer Koç Kuzey Düğümü insanı acele bir karar vermeye zorlanırsa, genellikle sonuçlardan mutlu olmaz. Bu insanın paniğe kapılma­sına izin vermemelidir! Durumun içine duygusal bir unsur so­kulduğunda, o berrak düşünemez ve kendi hayrına olmayabile­cek bir şeyi kabul edecek kadar savunmasız kalır. O, duygusal baskı altında hiçbir karar vermemeyi ya da bir şeyi kabul etme­meyi öğreniyor.

Özellikle kişisel ilişkilerde, o dürüstçe ve açık olarak konuş­malıdır. “Burada duygusal bir baskı var. Ben bu şekilde karar vermeyeceğim.” Bu geribildirim diğer kişiye ne yaptığını fark etme fırsatını verir. Bu ayrıca Koç Kuzey Düğümü insanının kimliğinin bir veçhesini geçerli kılar: Başkalarına karşı duyarlı­lık ve ilişkilerde ne olup bittiğinin farkındalığı. Kimliğini bu şe­kilde “öne çıkarmak” bu insanın güç ve özgüvenini kazanmasına yardımcı olur.

Bencillik

Bu kültürde, bencillik olumsuz bir nitelik olarak görülür. Ancak, Koç Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlarında bencil olmama niteliğini fazlasıyla sergilemiştir, bu yüz­den şimdi o merkeze dönebilmek için bilinçli olarak bencillik yapmalıdır! İroni şu ki, o “bencillik” olarak gördüğü bir eylemde bulunduğunda kendisine güvenip, kendisini mutlu ve güçlü his­setmesini sağlayan şeyi yapmak için hissettiği ilk itilime göre davrandığında daha sonra bunun ilişkili herkes için en iyi karar olduğunu görür.

Koç Kuzey Düğümü insanı mantıklı olmaya çalışmadan hislerini kabul ve tasdik ettiğinde ve itilimlerini ifade ettiğinde, bu herkes için iyi sonuç verir. Ne de olsa, hiç kimse büyük tablo­yu göremez. Yukarıdaki örnekte, bu insanın eve gitme ihtiyacı, diğer kişinin bir durumdan kurtulmasını sağlayabilirdi; eğer kal­salardı, bu hiç kimsenin önceden sezemeyeceği ciddi bir sorunla sonuçlanabilirdi.

Koç Kuzey Düğümü insanının dürüst, içgüdüsel tepkileri onun çevresindeki koşullara kendiliğinden adalet getirir. Örne­ğin, o bir durumda kendisini rahatsız hissederek şöyle diyebilir: “Bir nedenden ötürü sıkıntı duyuyorum; bunun ne olduğunu bil­miyorum.” O zaman, diğer kişi şöyle diyebilir: “Hay Allah! Emi­nim, … Den söz etmem bu sıkıntıya neden oldu. Bu gerçekten adil değildi.” Bu insan karşı tarafı yaptığıyla yüzleştirmeden ken­disini ifade ettiğinde, bu o kişiye ne yaptığını anlama ve davra­nışını değiştirme şansını verir.

Kendini Keşfetmek

Bu enkarnasyonda, kendini keşfetme sevinci Koç Kuzey Düğü­mü insanı için en büyük mutluluklardan biridir. Kendini keşfet­mek için onun en iyi yöntemi itilimlerini izleme cesaretini gös­termektir. Bu mantıksız görünebilir, ama bu yaklaşım onun ya­şamına canlılık getirecektir. Onun tarzı Koç Burcu üyelerinin tarzına benzeyebilir (bazen kafasını toslar, şansını dener ve inci­nir), ama o kim olduğunu bu yolla keşfeder. Kendini keşfetme yolu, sonuçlardan çok, riskler almayı ve kendisinin değişik veçhelerini deneyimlemeyi içerir. Eğer kendini keşfetme bu insanın her eyleminin ardında yatan bilinçli güdüsüyse, o hiçbir zaman kaybetmeyecektir çünkü her ne vuku bulursa bulsun, bu onun kim olduğunu daha çok açığa çıkaracaktır.

Kendini İncelemek

Bu insan kendisini başkalarının gözleriyle gördüğünde, başkala­rının onun kim olduğunu düşündüklerini ya da kim olmasını istediklerini görebilir ama bu gerçekten o değildir. Başkaları onu nasıl algılarsa algılasınlar, o kendisi olmalıdır. Ve o kendi iç­sel itilimlerini ifade etmeye, gerçek duygu ve düşüncelerini in­sanlara bildirmeye başlamadan, kendisinin kim olduğunu keşfedemeyecektir.

Kendisini başkalarının gözleriyle görmek, Koç Kuzey Dü­ğümü insanı için “nasıl kaybederim”e eşittir. Bu onun kendi do­ğasına dayanan kararlar verme konusunda güvenini azaltır. O kendisini kendi gözleriyle görmeye başladığında, kendisini hoş­nut eden şeyleri yapmaya başlayabilir, enerjisini artırabilir, ken­disini destekleyip güçlendirebilir, böylece kendisine güvenir. O, davranışının her zaman “mantıklı” olması gerekmediğini, kendi­sini ve kararlarını haklı çıkarmak zorunda olmadığını öğreniyor.

Bu insan ayrıca odağını, başkalarının gereksinim ve duy­gularının gelgitine duyarlı olmaktan, kendi içindeki gelgite du­yarlı olmaya kaydırmayı öğreniyor. O bu beceriyi geliştirdiğinde ve kendisine karşı adil davranarak yaşamaya başladığında, ara­dığı adalet duygusunu bulur. O ancak kendisine saygı duyarak ve kendisini onurlandırarak başkalarının ona adil davranmaları­nı bekleyebilir. O, ilişkilerde gereksinimlerini ve beklentilerini diğer kişilere bildirdiğinde kendisine saygı duyar. Kim olduğu ve ne beklediği konusunda dürüst olduğunda, onun değerlerini yan­sıtan ve ona gereksindiği şeyi verebilecek olan insanları kendi­sine çeker.

Kendini Sevmek

Koç Kuzey Düğümü insanı gelişkin sevgi kapasitesini kendisini sevmeye yöneltmeyi öğreniyor. Onun başkalarına kendi görüşle­rini bildirmeyi ertelemesinin nedenlerinden biri, kendisine güvenmemesidir. Böylece, onun başarması gereken şeylerden biri kendini geçerli kılmak ve onaylamaktır. O, görülmesine izin ve­rerek, kendi benlik duygusunu desteklemelidir. Bir kez o kendi­sini başkalarına göstermeye başladığında, kendisini açığa vur­manın gerçekten işe yaradığını görerek güven geliştirir.

Kendisini bu riski almaya yönlendirmek için, o geçmiş de­neyimlerini gözden geçirebilir ve ilişkileri dengelemek için dene­diği diğer yolların (uzlaşma, ya da yapması gereken şeyden ka­çınma) işe yaramamış olduğunu görebilir. Sonucu değiştirmek için, onun yakın ilişkilerde insanlarla başa çıkma yöntemlerini değiştirmesi gerekir.

Bu insan, kendisini severse, hayallerini gerçekleştirmesini de destekler. O kendisini fikirlerinin gerçekleşmesini gerçekten isteyecek kadar sevdiğinde, bunu yapmanın tek yolunun dürüst­lük olduğunu anlayacaktır. “Bu fikri nasıl gerçekleştireceğim? Bunu yapabilmemin tek yolu, dürüst olmama bariyerini kaldır­maktır.” O zaman, ilişkinin enerjisi, ona karşı koymak yerine, onu destekler. Başlangıçta, onun korkusu karşı koymayla kar­şılaşacağını düşünmesine neden olur, ama o fikri uğruna bu kor­kuyu aşmaya gönüllü olmalıdır. O zaman, hiçbir şey saklamadı­ğından, tüm enerjisini gitmek istediği yöne odaklayabilir ve hatta plânını eyleme geçirirken başkalarının desteğini alabilir.

Kendini Öne Sürmek

Kendisini yapıcı bir biçimde öne sürme hedefini gerçekleştirmek için, Koç Kuzey Düğümü insanı geçmiş yaşamlardaki kimliği olan “İyi İnsan” olmaya bilinçaltı bağlılığına bırakmalıdır. Yeni, ger­çek kimliğinin ortaya çıkması için, o kendisini ne yapması “ge­rektiği” ile ilgili önyargılı bir fikir olmadan ifade etmelidir. Amaç, itilimlerine göre davranmak ve aklına ilk gelen şeyi söyle­mektir. Kendisini dürüstçe öne sürmesi ona, başkalarının pro­jeksiyonlarından ayrı olarak, kim olduğunu öğretecek ve gerçek kimliğini geçerli kılacaktır.

Başkalarını beklemektense, bu insan içsel itilimlerinin onu hemen harekete geçirmesine izin vermelidir. O, itilimlerine göre davranarak onları geçerli kıldığında, itilimleri daha güçlü ve da­ha enerji verici olacaktır.

Koç Kuzey Düğümü insanı kendini öne sürmenin başka bir yönünü öğreniyor; bu da başkalarına kendi kimliğinin sınırla­rını bildirmek, kendini savunmak ve başkalarının onu istismar etmelerine izin vermemektir. O, başkalarının ona sevgiden ötü­rü duyarlı olacaklarını sanır, ama durum her zaman böyle değil­dir. Onun işi, kendisine karşı duyarlı olmayı öğrenmek ve incitil­mesine izin vermeyecek kadar kendisini sevmektir.

Kendine Güvenmek

Bu insan için büyük bir hedef, kendisine güvenmeyi öğrenmek ve kendisi olmaktır onu başka insanların destek sistemi olmaya hapsetmeyen sağlıklı bir ilişki kurma biçimi bulmaktır. İlişkile­rinde, o tam olarak kendisi olma dürüstlüğünü göze almadıkça, nihai sonuç sevgi ve haktanırlık olmayacaktır. Bu kendi sezgisel bilgeliğine güvenmek onun çok güçlü bir sevgi temelinden geldi­ğine, eğer o bu içsel kıvılcımı gerçekten ifade ederse, bunun ilişki­li herkes için iyi sonuç vereceğine güvenmek anlamına gelir.

Koç Kuzey Düğümü insanı, kendini keşfetmenin sevincini deneyimlemeyi öğreniyor. Yaşam bir serüvendir ve o yaşamı böyle gördüğünde ve içsel itilimlerini ve fikirlerini eyleme geçirmeye başladığında, içinde bir tamlık ve mutluluk duygusu büyümeye başlar. Ama önce o kendi içgüdüsel itilimlerine güvenmeye ka­rar vermelidir.

Koç Kuzey Düğümü insanı kendisinden kuşkulanmayı bı­rakmalı ve kendisi olmaya başlamalıdır. Onun başarması gereken şey, o anda hissettiği itilimlere göre davranmaktır. O, kendisini hedefine eriştirebilecek bir yönü aktif biçimde izleyerek, mutlulu­ğunu yaratma sorumluluğunu üstlendiğinde, gereksinimlerini karşılayacak faaliyetlere ve insanlara doğru ilerler. İlk adımı at­tıktan sonra, ikinci olarak ne yapması gerektiğiyle ilgili doğru fikir ona daima gelir.

Olumsuz Duygulara Güvenmek

Koç Kuzey Düğümü insanı her zaman her şey iyiymiş gibi dav­ranmak ister. O, olumsuz duygular olarak bilinen duygular his­setmekten suçluluk duyar. Geçmiş yaşamlarında bireyselliğiyle temas kuramadığından, her zaman, duygusal tepkilerini meyda­na geldikleri sırada fark etmez. Bazen bir duygu hisseder ama onu tanımaz, ancak birkaç hafta sonra düşünüp, “o sırada ger­çekten kızgın olduğunu” fark eder.

Bu yüzden, içinde olup bitenle temas kurmak için kendi­sine düzenli olarak “mola” vermesi onun yararınadır. O, duygu­larının farkında olmadığında, durumlara çoğunlukla mantıksız bir biçimde tepki gösterir; bu da onu şaşırtır. Böyle olduğunda, onun eğilimi kendi başına kalmak, o duyguyu yeniden hissetmek ve daha mantıklı olabilmek için onun üzerinde düşünmek­tir.

Bazen bu insan acımasız ve kırıcı davranır ve böyle yaptı­ğında kendisini iyi hisseder. O öfkelidir çünkü birçok enkarnasyonda kendisine zarar verme pahasına “iyi” olmuştur. Böylece şimdi birden, ona yakın olan birisine sevgisine güvenebileceği bi­risine sert ve ani çıkışlar yapar. Öfkesini boşaltır ve sonra özür diler. Bilinçaltı olarak, bu insanın onu (onun da çoğu zaman baş­kalarını kabul ettiği gibi) her ne olursa olsun sevip sevmeyece­ğini görmek ister, böylece kendisini daha iyi kabullenebilir.

Bu enkarnasyonda, Koç Kuzey Düğümü insanı öfke, içer­leme, vb. gibi olumsuz duygularıyla bütünleşmeyi öğreniyor. Bu enerjiyi ifade etmek onun için sağlıklıdır. Bu onun geçmiş ya­şamlarında başkalarıyla iyi geçinmek için baskı altında tuttuğu gücüdür ve şimdi bu duygular ilgi talep etmektedir. Bu sözde olumsuz duygular onun gücüdür, ama bunlar kaba, rafine edil­memiş bir haldedir.

Hiddet, öfke, vb. hepsi, ağır bir biçimde bastırılmış olan yang enerjisinin (güçlü, kendini öne süren, liderlik enerjisi onun erkeksi yanı) bir parçasıdır. Şimdi Koç Kuzey Düğümü insanı bu enerjiden yararlanmalı ve onu geçmiş enkarnasyonlarda çok iyi geliştirmiş olduğu yumuşak, duyarlı enerjiyle bütünleştirmelidir; bu onun savaşçı doğasını sağlıklı bir biçimde ifade etmesini kolaylaştıracaktır.

Koç Kuzey Düğümü insanı rekabetten hiç hoşlanmaz, ama aslında rekabet onun için çok iyidir. O, başkalarının rekabet edi­şini izlerken sinirlenir, ama kendisi rekabet ettiğinde, bu onun en iyi yanını ortaya çıkarır ve o bunu güzel bir biçimde kullanır. Bu geçmiş yaşamlarda bastırılmış olan şeyi güçlendirir ve geçerli kılar. O kaybetmekten korkabilir, ama eğer geçmiş deneyimini gözden geçirirse, bu duygudan kurtulabilir o zaman diğer kişi­nin kazanmış olmasına sevinir. Eğer o kazanırsa, kendisini iyi hisseder ve kazanmayı “iyi” bir biçimde kullanır. Böylece, ka­zanmayı istediği sürece, her iki durumda da kazanır.

Bu insanın, rekabetten zevk alması için, uğrunda rekabet et­meye değer bir şeyin olduğunu hissetmesi gerekir. O, kendisiyle rekabet ederek de güç geliştirebilir. Koşuda beş mil sonra vaz­geçmek yerine, o daha ileri gitmeyi denemelidir. O ne kadar güç­lü ve muktedir olduğunu gösteren şeyleri yapmalıdır. Ayrıca, o başkalarının yaptıkları şeyleri görebilir ve bu da ona yeni bir şe­yi deneme dürtüsü verir. Bu anlamda, o kendisini başkalarıyla kendi gelişimini teşvik eden olumlu bir biçimde kıyaslamaktadır.

Kendi Gücüne Sahip Çıkmak

Koç Kuzey Düğümü insanı kendi gücüne sahip çıkmayı ve baş­kalarıyla ilişki kurarken kendi gücü içinde durmayı öğrenmek­tedir. O kendisini bulmaktadır. Bazen o kendi bedeni içinde bu­lunduğu ve kendi kimliğinde tam olarak köklendiğinde ne kadar güçlü olabileceğini görerek korkar. Bu insan hâlâ çekingenlik du­yar ve kendisini ifade etmeye korkar. O kendi gücü içinde dur­madığında, çoğunlukla bunun nedeni onun yanılmaktan korkmasıdır, ona bu korkuyu veren zihnidir.

Bu insan için sorun “yanılmak” değildir. O, eğer yanılırsa, gücünün geçersiz kılınacağından korkar. Ama eğer geriye dö­nüp, kendini riske attığı ve yanıldığı deneyimlere bakarsa, o za­man görüşünü savunduğu ve kendisi hakkında yeni bir şey keşfetmiş olduğu için kendisini yine de geçerli kılınmış hissetmiş­tir. Kendi gücü içinde bulunmak ve kendi görüşünü savunmak onun için sonuçtan daha önemlidir.

O kendi itilimlerini izlemeli ve eyleme geçmelidir onun ken­disini iyi hissetmesinde farkı yaratan budur. O zaman o kendi gü­cünü sahiplenmektedir ve yaşamının sorumluluğunu üstlendi­ğinden, o yaşamdan hoşlanır. Bu insan, gereksinimlerini dile ge­tirdiğinde ve kendi fikirlerini gerçekleştirmeye giriştiğinde ken­disini çok keyifli hisseder

Liderlik

Koç Kuzey Düğümü insanı başkalarını destekleyerek ve onların takipçileri olarak birçok yaşam geçirmiştir. Bu enkarnasyonda onun görevi önce kendisine, sonra başkalarına liderlik etmektir bu yüzden, onun içindeki savaşçının ortaya çıkması sağlıklıdır.

Küçük yaştan itibaren, bu insan olağandışı alanlarda çalış­maktan, başkalarının genellikle yapmadıkları işleri yapmaktan zevk alabilir. Bu onu daha ağır bir çalışma yaptığı bir pozisyona götürebilir; ama o bu işi çok iyi yapma sürecinde, kişisel gelişim açısından çok şey kazanır. O, maddi çıkarları ne olursa olsun, yal­nızca “sıradan bir adam” olacağı bir işe girmekte tereddüt eder, çünkü bir birey olmak onun için çok önemlidir. Durumu analiz ederken, çoğu insandan biraz daha farklı bir bakış açısına sa­hiptir ve her bakımdan “farklı” olmaktan zevk alır.

Koç Kuzey Düğümü insanı için liderliğin başlıca “ek yararlar”ından biri, onun bireyselliğini başkalarına yararlı olacak şekilde kullanmaktan zevk almasıdır. Eğer o liderse, çalışma at­mosferini kontrol altına alabilir ve çevresindeki kişiler için olum­lu bir hava yaratabilir.

Diğerlerinin destekle karşılık vermemelerinin nedeni, nasıl iyi destekleyici olacaklarını bilmemeleridir. Dolayısıyla, Koç Ku­zey Düğümü insanı liderlik ederken, kendisini desteklenmiş his­setmek için başkalarından nasıl bir yardım alması gerektiğine bilinçli olarak odaklanmalıdır. Başkalarının onun gereksinimle­rine duyarlı olmalarını sessizce beklemek yerine, istediği şeyi açıkça ve objektif bir biçimde belirtmelidir. Başkalarına, neyi yanlış yaptıklarını ya da nasıl düş kırıklığı yarattıklarını söyle­mek yerine, Koç Kuzey Düğümü insanı yolu olumlu bir biçimde göstermelidir; bu da diğerlerine yapılması gereken şeyi başara­cak enerjiyi verir. Bu yolla, o diğerlerinin gelişmelerini ve des­tekleyici olmayı öğrenmelerini sağlar.

Koç Kuzey Düğümü insanının bu enkarnasyondaki işlerin­den biri de diğer insanlara (öncelikle kendi partnerine) sevmeyi ve başka bir kişinin kimliğine karşı duyarlı olmayı öğretmektir. O, diğer insanlara destekleyici olmayı bilmedikleri için içerle­mek yerine nasıl destekleyici olacaklarını yaratıcı biçimde öğret­meyi öğreniyor. Destekleyici bir kişi her zaman diğer kişinin bi­lincinde olmalıdır. Bu çaba gerektirir, ama insanların kendilerini desteklenmiş hissetmelerini sağlayan da bu çabadır. Bu, Koç Ku­zey Düğümü insanının özellikle sahip olduğu ve verebileceği bil­ginin bir kısmıdır. O, kendisi olarak, diğerlerine sevgi ve şefkatle destekleyici olmayı öğretir.

Karşılıklı Dayanışma

Koç Kuzey Düğümü insanı klasik “ortak bağımlı” tip olma eğili­mindedir. Onun, gereksinimlerini karşılamaları için başkaları­na güvendiği ve sonra insanların onu düş kırıklığına uğrattık­larını hissettiği bir geçmişi vardır. Bu enkarnasyonda o, kendisini birincil bir ilişkinin yararlarına kapatmadan, bağımsız ben­liğini geliştirmek istemektedir. Bu konuda başarılı olmak için, onun ilişkilerine karşılıklı dayanışma açısından bakması gerekir ki böyle bir ilişkide iki kişi birbirlerinin kendi bağımsız güç­lerini geliştirmelerine yardım eder, birbirlerini kendi kendine yeterli olmaya teşvik ederler. O zaman, kendi içlerinde tamam olarak, her biri kendi kimliğine uygun ayrı serüvenler ve farklı deneyimler yaşayabilir, sonra bunları birbirleriyle paylaşabilirler.

Sağlıklı bir ilişki, iki kişinin, bir yandan ortak bir hedefe ulaşmak için çalışırken, birbirlerinin kimliğini ayrı bireyler ola­rak desteklemeleridir. İlişki dinamiğinin enerjisi içinde hapsolmak yerine, yapılması gereken şey, birlikteliği sürdürürken bi­linçli olarak kendi gücü içinde kalmaktır.

Bu insan birçok enkarnasyonda kendisini hiç düşünmeden başkalarını desteklemiştir. Bu yüzden, o denge noktasının öte­sinde verdiğinde onu uyaran içgüdülerine aldırmama eğilimin­dedir, bu da onun yaşam gücünü tüketir. Diğer kişi orada olduğu sürece, o çoğunlukla enerji kaybının farkına varmaz; ama yalnız kaldığında, kendisini tükenmiş hisseder. Bu enkarnasyonda o kendisini yeniden uyumlamayı ve içsel ılımlılık duygusunun vericiliğini dengelemesine izin vermeyi öğreniyor. Enerjiyi paylaşma süreci karşılıklı olarak canlandırıcı olmalıdır.

Sonuçta, kişinin başkalarına vereceği altın yumurtalar, on­ları yumurtlayan kazın canlı ve sağlıklı olmasına bağlıdır. Geçmiş yaşamlarda, bu insan tüm altın yumurtalarını başkalarına ver­miş ve sonra kazı da bağışlamaya başlamıştı! Şimdi o, kaynağı kurutmadan altın yumurtaları verebilmek için, kazı güçlü ve sağ­lıklı tutmayı öğreniyor.

Birebir ilişkilerde, ortak bağımlılıktan kaçınmak demek, partnerin bir gereksinimi olduğunda onu “karşılamaya” çalış­mak yerine, (1) onun işleri tek başına halledebilecek kadar bece­riye ve enerjiye sahip olduğunu ve (2) onun destek alabileceği başkalarının da bulunduğunu bilmesini sağlamak anlamına ge­lir.

Ortak bağımlılıktan karşılıklı dayanışmaya geçiş üç aşa­malı bir süreçtir:

(1) ortak bağımlılık aşamasında iki kişi birbi­rine tamamen uyumlanmıştır ve takımın yaşayabilmesi için bir­birinin zayıflıklarını telâfi etmektedirler;

(2) bağımsızlık aşama­sında her birey tamamen kendisine güvenir; her birey kendi projelerinin, parasının ve günlük yaşam savaşının tüm sorumlu­luğunu üstlenir;

(3) karşılıklı dayanışma aşamasında bağımsız ve kendi kendisine yeterli olan iki birey karşılıklı olarak birbirle­rini destekleyici bir ilişki oluşturmak ve ortak hedeflere doğru ilerlemek için birleşirler.

Koç Kuzey Düğümü insanı, karşılıklı dayanışma ilişkileri­ne hazır olduğu kişisel gelişim aşamasına eriştiğinde, gerçekten parlamaya başlar!

Kaynakça : RUHSAL ASTROLOJİ Jan Spiller

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>