Bilim, açıklayamadığı her türlü gizemi sanki bedenin bir arızasıymış gibi tanımlar. Geçen gün okuduğum bir iki yazıda hayretler içersinde “dejavu”ya da böyle bir tanım getirdiklerini gördüm. Tam olarak şöyle diyordu. “Yapılan araştırmalar, dejavu anında beynin bazı bölgelerin daha aktif çalıştığı ve bundan dolayı da bir algı bozukluğu olduğu tespit edilmiştir” Bu tanımı kabul edebilmek için dejavuyu daha önce hiç yaşamamış ya da bu konuda oturup hiç düşünmemiş biri olmak lazım sanırım. Bir kere dejavu, her dakika yaşanan bir durum değildir. Hatta hayatı boyunca bunu sadece bir kaç kez yaşamış insanların sayısı diğerlerine göre kat be kat fazladır. Bilim, nasıl olmuş da tam dejavu esnasında birinin beyninin çalışma biçimini ölçebilmiş ve bunun algı bozukluğu olduğuna karar verebilmiş.
İnternette biraz araştırma yapınca bilimsel açıklamaları bir tarafa bırakıp “Dejavu”ya daha anlamlı bir açıklama getirme gerekliliği ortaya çıkıveriyor. Çünkü bu konuda yazılmış ve sanal aleme taşınmış gerçek bir kaynak bulabilmek neredeyse imkansız. Varsa da çok ulaşılabilir olmadıkları kesin, en azından ben rastlayamadım.
Öncelikle sözlük tanımına bakalım. Dejavu, Fransızcada “daha önceden görülmüş” anlamına gelen iki kelimenin birleşmesinden oluşmuş bir tanım. “Yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusudur” diyor Vikipedi.
Çoğumuzun zaman zaman yaşadığı ancak üzerinde fazla durmadığı bir olay Dejavu. Dejavu’yu ilk kez girdiğimiz bir ortamı daha önceden görmüş olduğumuz şeklinde hissedebiliriz mesela. Tam oradan, şu anda durduğumuz noktadan, o bakış açısı ile o ortama daha önce bakmışızdır. Ve hatta şu anda, o ortamda bulunan kişiler de tam olarak aynı yerlerde duruyorlar ve aynı şeyleri yapıyorlardır. Bu algıyı sadece anlık olarak hissederiz. Sanki bir fotoğraf karesidir, tekrar bakmak istediğinizde geri gelmeyen, kendi iradenizle göremediğiniz bir fotoğraf. Sanki gözümüzün arkasındaki bir fotoğraf albümünden bir an için çıkıp algı sınırlarımız için girip çıkan bir anının görüntüsü gibi.
Olayı bilimsel olarak açıklamak neredeyse imkansızdır. Aynı anı tekrar yaşamak bilim insanlarının hiçbir açıklama getiremeyeceği kadar gizemli bir durumdur. Siz, gözünüzün önüne gelen fotoğraftaki mekanda daha önce bulunmuş olsanız bile diğer tüm insanların aynı anda, aynı duruşta, aynı giysilerle ve aynı yüz ifadeleri ile bulundukları noktada olmaları neredeyse olanaksızdır. “Hayatta hiçbir şey imkansız değildir” diyenler bile “An’ın tekrar edişi”nin gerçekleşme olasılığının ne kadar düşük olacağını kabul edeceklerdir. Dahası “An’ın tekrar edişini” nedense sadece dejavuyu yaşayanın hatırlaması, ortamdaki diğer insanların bunun farkında olmaması olayın bir tekrar olmadığının en önemli kanıtıdır.
Peki nedir bu Dejavu? Bana sorarsanız zamanda yolculuğun en önemli kanıtıdır ve rüyalarla ilgilidir. Rüyalarımızda beden dediğimiz kalıptan kurtularak paralel evrenlerde, diğer boyutlarda ve zamanda yolculuk yaparız. Gelecek, olasılıklarla doludur ama olasılıklar sonsuz değildir ve bazılarının gerçekleşme yüzdeleri diğerlerine göre oldukça yüksektir. Geleceği büyük oranda An’da yaptığımız seçimler belirler. Ancak biz yaratılışımız ve maddesel bağlarımız nedeni ile seçimlerimizi belirli kalıplar içinde yaparız. Çok büyük bir etmen olmadıkça yapacağımız seçimler çok büyük değişiklik göstermez bu da yaşayacağımız geleceğinin önceden öngörülebilmesini sağlar. Falcıların ve kahinlerin yaptığı da olası geleceği okumaktır. Uykusunda bedenin kaba yapısından kurtulan ruh da kahinler gibi, özgürce yaptığı seyahatlerde olası gelecekleri görür. Çoğu kez, gördüğü diğer alemlerin görüntüleri ve diğer boyutlardaki olaylar, geleceğe ait gördüğü görüntülerle karışır ve bedene döndüğünde beyin, bunları karmakarışık bir şekilde bilinmeyen bir yerde belki de bilinçaltında depolar. Sabah uyandığımızda uykunun belli periyotlarında gördüğümüz görüntülerin sadece bir kısmını hatırlarız. Aslında bilinç, elinden gelse bunları da hatırlamamıza engel olacaktır. Ancak bedene dönmeden hemen önce görülen görüntülere bir sebeple engel olamamaktadır nedense. Ve biz bu görüntülere rüya diyoruz. Hatırlayabildiğimiz rüyaların dışında bilinçaltımızda depolanmış pek çok görüntü bulunuyor. Bunlardan bir kısmı da olası geleceklere aittir. Dejavu, işte bu, olası geleceklere ait görüntülerin anlık olarak hatırlanmasıdır. Ruh, bilincin baskısına rağmen uyku esnasında gördüğü olası geleceği anlık olarak tıpkı bir fotoğraf karesi gibi hatırlar. Bazı kişilerde o nedenle dejavu anında küçük bir baş dönmesi hissedilir. Bu, ruhun bilince karşı anlık zaferinin sarhoşluğudur aslında.
Çevresel faktörler nedeni ile kalıplaşmış yaşam süren insanlar daha çok dejavu yaşarlar. Çünkü olası gelecekleri çok belirgindir ve fotoğraf albümlerinden resim seçmek çok daha kolaydır.
Hiç dejavu yaşamayanları ise iki gruba ayırabiliriz. Birinci gruptakilerin, ruhlarının üzerinde ağır bir bilinç baskısı vardır. Bu insanlar çok materyalist ve maddeci olabilirler. Elle tuttukları, gözle gördükleri şeyler dışındaki durumlara ve olgulara inançları yoktur. Yani dünyasal bedenleri açıkça ruhlarının sahibidir ve bilinçleri dejavuya asla izin vermez. İkinci gruptakiler ise çok asi bir ruha sahiptirler. Çevresel faktörlere, tabulara veya dinsel, toplumsal her tür baskıya karşıdırlar. Bu kişiler ani kararlar verirler, kararlarını ve seçimlerini önceden tahmin etmek zordur. Hatta kendileri bile yapacakları seçimleri önceden öngöremezler. Bu nedenle olası gelecekleri çok seçeneklidir. Kahinler ve falcılar bu tip insanların geleceklerini okumakta zorlanırlar. Bu tip kişilerin zamandaki olası geleceklerine ait fotoğraf kareleri o kadar çoktur ki toplam uyku sürelerinde hepsini görebilmeleri olanaksızdır.
Yazan : Kahin
Leave a Reply